10 Kasım 2010

Tüllü Kadın - Anais Nin



SNEAKER PIMPS - LOW PLACE LIKE HOME


Venüs Üçgeni adlı kitabın ikinci bölümünde tek bir hikaye anlatılıyor ve diğer bölümlere nazaran oldukça kısa..
Fakat öyle beklenmedik bir sonu var ki hikayenin çok eğleniyor ve kahkahalarla gülüyorsunuz..
Erkekler için tam bir “ava giderken avlanma” hikayesi bu..

George’un bir barda yüzünü tülle kapatmış, siyah bir elbise giymiş, muhteşem güzel ve nörotik bir kadınla karşılaşması, bu kadının bilinmezliğe olan tutkusu ve onunla yaşadığı bir tek geceyi anlatıyor hikaye ve dediğim gibi beklenmedik bir sonla bitiyor...

Fakat bu hikayeyi anlatırken Nin alttan alta pek çok gözlem ve tespiti de ustaca yediriyor hikaye örgüsüne..
Özellikle erkeklerin, kadınların dikkatini çekmeye çalışırken kendilerine çizdikleri vakur, ilginç portrelerin altındaki komik gerçekliklerini.. Bir kadın onları beğendiğinde, sanki dünyanın en çekici erkeğiymiş de, bütün kadınlar onun için çıldırıyormuş havalarına bürünüp aslında ne kadar komik duruma düştüklerini..

Yine birkaç alıntıyı birleştireyim:
“George’da da çoğu erkekteki zayıflıktan olduğu ortaya çıkmıştı artık; coştuğunda maceralarını anlatmaya, merak uyandırıcı bir dil kullanmaya bayılıyordu. Sokağa çıkar çıkmaz maceranın kendisini bulduğunu, ilginç bir akşam ya da ilginç bir kadını asla kaçırmayacağını ima ediyordu.
Adam George’a doğru eğilir ve:
- Çok zengin ve gerçekten çok güzel, kusursuz bir kadın var. İstediği herkes tarafından sadakatle sevilebilir, istediği herkesle evlenebilir. Ama doğasının sapkın bir yanı var: Sadece bilinmeyenden hoşlanıyor.
- Ama herkes bilinmeyenden hoşlanır.
- Hayır. Onunki gibi değil ama. Yalnızca daha önce görmediği ve bir daha görmeyeceği bir erkek ilgisini çekiyor. Böyle bir erkek için her şeyi yapabilir.”



George’a bu kadının kendisini beğendiğini ve onunla bir gece geçirmek istediğini söyler adam devamında. Ve üstelik bunun karşılığında adam para da alacaktır. George’un bu teklifin üstüne nasıl atladığını ve aylar sonra gerçeği öğrendiğinde ne hale geldiğini okumanın tadını kitabı okuduğunuzda yaşayacaksınız :)

5 yorum:

banu dedi ki...

ama sen çok kötüsün fatoş şimdi böle yarım bırakılır mı??

Çocuk dedi ki...

Yaşamımız kocaman bir balon. Ya şişip şişip sonunda mutlaka patlarız, ya da bir iğne gelir patlatır bizi :)

eXi Le dedi ki...

WaroLu§.. Dünya We Ya§am.. TıLsım.. RepLikLer HaLinde Küçük OyunLar.. Yitiri§Ler.. SözcükLerin SawruLu§u Doğmamı§ WakitLere.. RastLantıLar we Yeniden §ekiLLeni§.. ÇöL Gißi KawruLan KaLp ManzaraLarı.. KötüLüğün §eytansı, §eytanın MeLeksi Yüzü..

Meraklı Kedi... dedi ki...

Erkekler ile kadınların karşı cins ilişkilerine bakarken, bazen belgesel izler gibi oluyorum sevgili dostum. National Geographic dergisi geçtiğimiz yıl Doğada Aşk adında küçük bir ek yayınlamıştı. Bu ekte, bazı hayvanların karşı cins ilişkilerinden, erkeklerin dişileri, dişilerin erkekleri etkilemek için yaptıklarından görseller eşliğinde örnekler veriliyordu. Anlayacağın karşı cinsi etkilemeye çalışırken komik değiliz sadece, ötesinde doğada farklı hayvanlarda karşılığı olan davranışları gösteriyoruz.
Hani insan için "düşünen hayvan, bilmem ne yapabilen hayvan" gibi tanımlar yapılır ya, eğer ben bu konuda da bir tanım ben yapacak olsan, "karşı cinsi etkilemek için bütün hayvanların yaptıklarının toplamını kendinde bütünleştirmiş hayvan" tanımını kullanırdım. Üstelik insan evladı, hayvanların yaptıklarının işe yaramadığı yerde, bu işi parasıyla yapmayı da icat edebilmiş bir mahlukat...
Bu yüzden, sevgili dostum, ben insan olmaya çalışmaktan yanayım. Karşı cinsi, elde edilecek, etkileyerek ele geçirilecek bir şey olarak görmek istemiyorum. Bir kadının peşinden koşup kendimi köpek gibi hissetmek istemiyorum.

Not: Aklıma, kendisi de erotik edebiyat yazarı olarak kabul edilen, Marquis de Sade'ın bir öyküsü geldi ve Nin'in öyküsünün sonunun benzer bir son olup olmadığını daha çok merak ettim...
Onu sonra anlatırım. Fakat...

bookworm dedi ki...

feminist duygular...