16 Kasım 2009

Yağmur

.


Hypnogaja - Here Comes The Rain Again


Ben yağmuru çok seviyorum..
Bulutları sevdiğim gibi..
Martıları sevdiğim gibi..
İzmirde öğrenciyken; akşam her yağmur yağdığında dışarı atardık kendimizi ev arkadaşımla..
Ayakkabılarımız elimizde, ayaklarımız çıplak, bir şarkı mırıldanarak, yüzümüzü gökyüzüne çevirip ağzımızı açıp yağmur damlalarını yakalayarak, yürürdük karanlık sokaklarda..
Enerji depolamak gibi bir şeydi bu.. Müthiş mutlu dönerdik eve..
Gençliğin verdiği umursamazlık ve cesaret ve coşku vardı..
Şimdilerde
“bunu yeniden yap” deseler ne çok şeyi düşünüyor olacağım oysa..
Ya hasta olursam?? ya komşular görürse??


İnsan yaşlandıkça coşkularını kaybediyor sanırım..
Annelerimiz babalarımız gibi düşünmeye başlıyoruz..
Ben öyle olmayacağım” desek de öyle oluyoruz..


Evet ben yağmuru çok seviyorum..
Ama ne kadar ironik ki en son ne zaman yağmurda yürüdüğümü bile hatırlamıyorum..
Sadece yağmuru hissetmek ve yağmurun tadını çıkarabilmek için yürüdüğümü hatırlamıyorum..
Yoksa yağmur hep yağıyor.. ve biz hep ıslanıyoruz.. ama ıslandığımız için kızıp sinirleniyoruz..
Kaçacak delik arayıp, hep camların ardından seyrediyoruz yağmuru..
Hep pencerelerimizin gerisinden bakıyoruz damlalara..

Oysa zaman fotoğrafımdaki yağmur damlaları gibi asılı kalıyor bazen..
Ne bekliyoruz içmek için ??
Yağmuru da
Zamanı da.
Hayatı da..
.
.



Geçen yıl 6 okulda gerçekleştirdiğimiz projemize bu yıl da devam ediyoruz..
"Şehit Jandarma Er Selim Koçdemir Lisesi"nde de "Griye Veda – Renklere Merhaba" diyerek 7. projemizi gerçekleştirdik.
Sergi; 09.11.2009 pazartesi günü saat:10.00 da Film Şeridi ile hazırlanan kurdelenin kesimiyle kokteyl ve törenle açıldı.

Projemizin bu yıl da devam etmesine ben çok seviniyorum..
Çocuklar okullarının koridorlarında gezerlerken gri soğuk duvarlar yerine çeşit çeşit fotoğraf görsünler amacıyla başlanmıştı geçen yıl bu projeye..
Bir fotoğrafa dalıp hayal kursunlar, eğer gerçekten görebilirse etrafımızda aslında ne çok güzellik olduğunu fark etsinler diye..

17 yorum:

Çocuk dedi ki...

o kadar harika yazmışsın ki. geçen gün izmirde çılgınca yağan yağmurun altında önümü bile göremeden ıslanırken bir an önce eve gitmeyi düşünüyordum. oysa bende yağmur aşığıyım ve çoğu zaman atarım kendimi dışarıya ıslanmak için. bence sen gerçekten ıslanacağın gün, umursamadan tekrar çıkarsın. o gün gelmemiş daha...

kara kitap dedi ki...

yağmurun ardından güneşin doğacağını bilirsem severim ben yağmuru.izmir'deki gibi.yağmur yağar ve ertesi gün,ya da öğleden sonra güneş açar.ama ben bursa'da yağmuru sevemedim.bulutlar hain burda.bazen on gün güneş hiç yüzünü göstermiyor.tutkulara gelince,insan yaşlandıkça tutkuları azalmıyor.tutkularımızı yitirdiğimiz için yaşlanıyoruz.ben bazen kendimi 60'lı yaşlarda hissediyorum.içimizdeki çingene ruhu ise sorumluluklarımız dizginliyor.sizin öykü'ye benim de oğluma karşı duyduğum sorumluluk.mailinize cevap yazacağım.ama zihnim bu aralar çok karışık.yüzeysel şeylerle kendimi oyalıyorum.festivaldeki filmlere ilişkin yorumlarınızı bekliyorum.ben de gitmeyi çok istemiştim.ama hem oğlum hem de kocam hasta.dedim ya sorumluluklar bizi dizginliyor.bu arada projeniz çok güzel.maalesef yetişkinleri bırakın artık çocuklar da hayal kurmuyor.

b@ni dedi ki...

Evlenince hala yapmaya devam edermiyim bilemiyorum ama O'nunda yağmuru çok sevdiğini düşünürsek sanırım bana eşlik eder :)
iliklerime kadar ıslanmak en büyük zevk.. arınıyor sanki insan

banu dedi ki...

bu sergiyede gidemedin gene ellerine sağlık hepsi gibi buda çok güzel...projede süper bizim zamanımızda da olsaydı keşke..we yağmur sanki dünyadaki pisliklere doğanın bi armağını temizlenmeleri için vede ıslanmak damlaları içerek, bizmi değişiyoruz yoksa bizi mutlu kılıcak değerlermi çok hızlı değişiyo da çoğu zevk aldığımız şeyleri yapmak çok kolayken erteliyoruz yapmamak üzere..ve içmek için (yağmuru,hayatı ve zamanı) bi beklediğim var umarım geldiğinde gerçekleşir...

harry ile sally tanisinca filminden geriye bir tek orgazm sahnesi kaldi diyen kestane gürgen palamut :) dedi ki...

bazen birisini severken insan, önce kendisini sevmesi gerektigini unutuveriyor. bir dünya sevgilisiz dönüyor rahatlikla ama bensiz dönmüyor diyebilmek cesaretini gösteremiyor icindeki sevgi bagimlisi hastalikli cocuk. büyümek bu halden sıyrılmıs olmak ve o aptal esrikligini yitirmek demek. daha acı gözlerle bakiyorsun dünyaya ama en azindan gördügünün gercek oldugunu bilerek yasiyorsun. bu durumda o safligi ve coskuyu yitirmek belki de o kadar kötü degil. hacı sakallı bir büyügümüz, "tarih daima tekrar eder, ilk seferinde trajedi, sonrakilerde acıklı güldürü olarak" diyor. ustaların ustası ünlü gezgin, yaşam üstadı roy batty ise "tüm bu anlar bir gün yokolacak, yağmurdaki gözyaşları gibi" diyor. inanmazsan dön de bak :)

http://getir.net/9di

beenmaya dedi ki...

sahi ne bekliyoruz...

Yağmur... dedi ki...

Camdan tıkırtılar geliyordu.
“Kimsin sen? Kim var orada?”
Tıkır tıkır tıkır...
“Yağmur!”
“Ne istiyorsun?”
Tıkır tıkır tık...
“Veda etmeye geldim. Aç pencereyi yanağına dokunup gideyim.”
Kovmak ister gibiydi yağmuru, elini cama vurdu. Tık tık tık...
Tıkır tıkır t...
“Yanıma gel istedim, ait olduğum yere, kopup geldiğim toprağa, akarsuya, denize...”
Pencereden öteye, damlaların ardına kaydı gözleri... Elini sallıyordu yeniden. Ama yağmuru mu kovmak istiyordu, pencerinin ardındakileri mi anlaşılmıyordu. Eli çarptı cama. Tık tık tık.
Tıkır tık...
“Gideceğim zaten, biliyorsun... Tenine dokunmak istiyorum son bir kez. Sokağa çıkmasan da, terasa çık isterdim... Ama şimdi, tek istediğim bir kez olsun pencereyi aç...”
Eli kalktı yeniden ama hemen indi. Elini her kaldırdığında yağmur inciniyordu... “Açamam” dedi. Üşüyordu. “Üşüyorum...”
Tıkır t...
“Ben de üşüyorum biliyor musun? Ve bunu kimse bilmiyor. Neden ölümü göze alıp kendimi savuruverdiğimi kimse anlamıyor. Anlıyor musun?”
Artık elini kaldırmaya korkuyordu. Teslim olmuş, çaresiz bir halde duruyordu. Ama sadece yağmuru korkutmaktan değil, elini kaldırdığında pencereyi açmaktan korkuyordu...
Tıkır...
“Hoşçakal...”
Gitmişti...
Ama yağmurdu bu. Onun için gidişler, bitiş değildi...
Yağmurdu bu, tanrıya değil ama onu yeniden gökyüzüne çıkaracak Güneş'e inanıyordu...

Biraz dedi ki...

Yagmur guzeldir de islanmak olmasa seker gibi erimek olmasa:)

Adsız dedi ki...

kaç gündür yeni yazını bekliyordum mailimi açtıkça, ne sevindim bugün ne iyi geldi bu! öpüyorum sevgiyle..., yağmur güzeldir, yazında yağmurun güzel yüzünü hissettim:)
yosun

murat g dedi ki...

üye oldugum bir mail grubuna sizin fotograf sergisinin haberi ve fotograflari gelmişti geçtiğimiz hafta. cok iyi bir iş, cok degerli bir katki yaptiginizi düsünüyorum bu sergilerle. tebrik etmek istedim.

NiYa dedi ki...

ben de yağmuru ve ıslanmayı çok severim.
ve hep düşünürüm niye insanlar kızar yağmura?
yağmur ki dost şemsiyeyle bile!

hele o yağmurdan sonra toprak kokusu yok mu?

eline sağlık yedinci oda yine duygularını çok güzel ilettiğin ve bizi de düşünmeye sevk ettiğin için.

Bekriya dedi ki...

konuyla ilgili basın desteği ister misiniz :)

karton_piyer dedi ki...

Pervasızca Yaşamak Üzerine

Çocukken, yüzüp yüzemediğimize aldırmadan suya atlarız.

Korkmayız.

Ya yüzeriz ya da boğuluruz.

Otuz yaşından önce başımıza gelenler, hayatımızın geri kalanını etkiler.

İlki:

Kendimizin ve kendi düşüncelerimizin farkına varırız. Aklımız başımıza gelir.

İkincisi:

Yeni olgun kişiliklerimizle, daha ağırbaşlı davranışlar sergileriz.

Artık birer yetişkinizdir.

Pervasızlık ve risk kavramları, olgunlukla geçinemez.

Risk, dikkatlice ölçülüp tartılması gereken bir kavrama dönüşür.

Aklını Kullan Akisini Düşün sf 36

Mantıksızlık Çağı

Tecrübeli gölfcüler kazanamaz.(Bu evrensel bir gerçek, genel bir kural.)

Neden?

Tecrübeli golfcü topu, yenisi kadar uzağa atamaz.

Kısa vuruşlarda ve topu deliğe sokmakta eşit derecede iyidir.

Ve konu hakkında muhtemelen daha bilgilidir.

Peki neden kendini zaferden mahrum bırakacak ekstra vuruşu yapar?

Tecrübe.

Olumsuz yönlerini, hata yaparsa neler olacağını bilir. Ve bu onu daha temkinli, daha kaygılı olmaya iter.

Genç oyuncu, dikkatli olamayacak kadar bilgisiz ve pervasızdır.

Tecrübeli gölfcümüz olabileceği en yüksek noktadadır, daha yükseği olamaz.

Bu, hepimiz için aynııdır.

Bilgi, temkinli oynamaya neden olur.

İşin sırrı, çocuk kalmaktır.

Aklını Kullan Akisini Düşün sf 44

EgeEfe dedi ki...

"Yağmurlar, tüm hikayelere hüzünler için yağardı..." İstanbul Bir Masaldı

Adsız dedi ki...

yağmur. ne güzeldir. :)

yağmur da güzel, yağmurla bir şekilde ilişki kurmayı başarabilen insanlar da. bunu bilir bunu söylerim.

içinde yağmur geçen anılar bana hep daha insani gelmiştir. nedendir bilmem. belki gerçekten öyledir, belki de benim kulağıma daha hoş geliyordur. bilemedim.

Çocuk dedi ki...

yağmurdan sonraki en güzel şey ne toprak kokusu ne de güneş açması. en güzel şey yağmur suyuyla oluşmuş su birikintileri.koskoca hayatı içine alan bir çerçeve. ve geçici. tadımlık.

rimedzo dedi ki...

Ölmeden önce yapılacak 100 şey, madde 7; çılgınca yağan yağmurun altında avuç içleri yukarı bakacak şekilde eller yana açılmış, baş hafif arkada, damlalar yüzünden gözler kapalı, ağız açık durmak isteyen dilini dışarı çıkartabilir... o bir iki saniye herşeyden arınmak için yeter de artar bile... bir sonraki yağmurda beraber ıslanmak üzere...