27 Şubat 2008

kefaret..


İzlemeyeceğim derken daha Cuma akşamı iş çıkışında Orhan’ın evinde buldum kendimi..
lost 4.4 ü izlemek için..
ne Ufuk un sağdan soldan spoiler atmasına, ne de Erol un kapımın altından divx atmasına bile fırsat vermeden önce, hepsinden önce ben izledim :)
bunları anlatacaktım aslında..
üstüne bir de Orhan’la Persepolis i izlemiştik..
of esprilerin arasında ne de güzel anlatıyordu pek çok şeyi..
uzun uzun anlatacaktım persepolisi.. marjene i..
daha pek çok şey anlatacaktım..


Ama bu akşam sinemaya gittik İlhan la..
uzun zamandır böyle sarsan bi film izlememiştim..
uzun zamandır hiç bi film böylesine sarsmamıştı beni..
atonementkefaret..
senaryo kusursuz ve şaşırtıcı, çekimler müthiş, oyunculuklar şahane, müzik deseniz resmen vurdu geçti..
ama ben bunların hiçbirisini detaylı inceleyip yazamayacak kadar sarsıldım şu an gerçekten..


bir başkaları yüzünden yaşanamayan aşklar..
yarım kalmış aşklar..
kavuşma umudu hiç bitmemiş aşklar..
savaşa gönderilmiş sevgili..
ve ölüm..
bunlar zaten beni her zaman çok fazla etkileyen temalardır..
hepsi birden aynı filmde olunca fazla geliyor insana..
aslında çok şey var söylemek istediğim..
ama susmalıyım da biraz tam bu yüzden..
Öyle ya bizim de bir savaşımız var şu an gün doğumuna yakın yerlerde..
ve oraya gönderilmiş aşklar..

Film öylesine sakin öylesine sessiz öylesine durgunca sarsıyor ki sizi..
bu yüzden tokat etkisi yaratmıyor insanda..
çarpmıyor yani..
sanki bir el tutuyor omuzlarınızdan ..
sanki biri gözlerinizin içinden yüreğinize bakıyor..
öylece kalıyorsunuz..
nefes almıyorsunuz..
Sonra serin suların bir kumsalda taşları ve kumları okşayışını hissedip gülümsüyorsunuz..
öyle ya kavuşuyor aşıklar..
yaralı ruhlar.. incinmiş yürekler.. bekleyen bedenler..
Huzurlu bir oh çektiğiniz anda ölüm giriyor devreye..
Ölüm..
her şeyin anlamını yitirdiği an..yer..
Savaş.. birinin kanını zehirliyor.. birini suların içine alıyor..


Bir askeri ne ayakta tutabilir ki gördüğü onca ölüm içinde..
sevdiği kadının onu bekliyor oluşu??
Bana geri dön diyen sevdiğinin, kulaklarından gitmeyen fısıltısı??
Gözlerinden gitmeyen hayali..
hep ıslak bakan gözleri..

Bir kadını böyle umutla kim bekletebilir ki kaldığı yerlerde..
geri döneceğim
Seni seveceğim
Seninle evleneceğim
Utanmadan yaşayacağım

diyen adam mı…

biri bekler sevdiği adamı
biri yaşayabilmek için son saniyelerinde bile “benim için geri dön” diyen bir kadın sesini tekrar eder durur içinde..

ama ölüm herkesi yener..



(FARID FARJAD - GOLHA)

10 yorum:

sabinam dedi ki...

ben de izlemek istiyoruuum :)

xcoolzx dedi ki...

kesinlikle katılıyorum..ben bu filmi 2-3 hafta önce izledim..çok beğendim..ve sadece müzik dallarında oscar almasıda beni üzdü...gerçi oscarı alan filmi daha izlemedim:) ama bu filmde çok hoş..herkese tavsiye ederim..

Umudunu canlı tutan ise Sevdiği kızın "Bana geri dön" demesi...Sadece bi kaç cümleyle kaç yıl...

happy jumper dedi ki...

Birinci yarısıyla ikinci yarısı arasında yaklaşım, tempo, tutarlılık, karakter gelişimi açısından bu kadar fark olan başka bir film seyretmedim. O yüzden de muhteşem bir birinci yarısı, kendini beğenmiş ve özenti bir ikinci yarısı olan bir filmi ancak yarım yarım övebilirim. Dikkat: Oscar yarışından (maçoluk kazanmış olsa da) sadece tek bir ödülle (o da özgün müzik) çıkması da bir işaret belki.
Bunlar bir yana, Vanessa Redgrave'in üç dakikalık oyununun ders niteliğinde olduğunu da belirtmeli.

UfukCRY dedi ki...

valla filmi güzelliğini bilmem ,
ben spoiler'leri en vurucu ana saklıyorum :)

bercsky dedi ki...

İzlemedim filmi ...Ne kadar etkileyicili olduğunu sölerinden belli ... Ama şunu bilirim ki bu konuda ...Savaş kartelleri mutlu eder ...İnsanları ise mutsuz ...Kim bilir kaç hüzünlü hikaye yaratır bunun gibi.

Onur Sakarya dedi ki...

Filmi izlemedim ama izlemek istiyorum. güzel anlatmışsın :)

Vladimir dedi ki...

insan hatalarının izini içinde bir yerde saklıyor ve gün gelip kefaretini ödeyince kurtulacağını zannediyor ama hiç bir hatayı tersine döndürmeye gücü yetmiyor insanların. Hüzünlü bir film. Kitabını okurken hissettiklerime yakındı izlerken hissettiklerim.

gönül dedi ki...

evvet..bana film diceksiniz..manyak film izliyorum bende..bigün oturup yaklaşık 13,5 saat kalkmaksızın film izledigimi biliyorum (: (kahve, su, vs..şeyler için 2 dkk ayrılmış olabilirim ekran karşısından :D )

satagut dedi ki...

"çocuksundur küçücük kalbinde büyük bir aşk taşıyorsundur,
gördüğün işittiğin herşey aşka dairdir,
görüp hoşlanmadığın herşey de ihanete."
"susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit ne olabilir"
(ahmet telli)

susan bir çocuktan daha kötüsü, ihanete uğradığını düşünen çocuktur...

müziklerde eşlik ediyor vijdan azabını çekene, unutmamak ve unutturmamak için gayret gösterircesine

7Layers dedi ki...

atonement kitapını okuyorum 2 gündür..bittikten sonra filmini de izleyeceyim :)