21 Mart 2013



EUROPE - The Final Countdown



Fitili Yakın ve Kaçın!

Koca bir genç nesil vardı, artık yaşları ermişti. Eskilerden farklıydı. Siyah Amerikalıların Blues müziğini dinleyerek büyüyen isyankâr bir genç nesil 1965’te kendilerine ait ve heyecan yüklü bir müzik icat ettiler: ROCK!

The Who ortama tarz ve yüksek ses getirdi. Ve onlar çok çok tehlikeliydiler. The Rolling Stones ortama kasıntılık ve cinsellik kattı. Bob Dylan bile İngiltere’deki bu yeni tarzdan ilham aldı. Bob Dylan mesaj ve anlam içerikli şarkılarıyla rock şarkılarına siyasi bir de boyut ekledi.

Ortada bir devrim yaşanıyordu. Sonuç itibariyle her şeyi etkiledi, her şeyi değiştirdi.!


Rock Müziğin Yedi Hali / Seven Ages Of Rock


1960’lı yıllardan beri her jenerasyonu etkisi altına alan ve şekillendiren Rock Müziğin doğuşundan bugüne kadarki bütün hallerini 7 bölümde inceleyen belgesel.





Bugüne kadar müziği benim gibi sadece “dinleme hali” olarak kullananlar ve “öğrenme hali”ne dönüştürmeyenler için harika bir belgesel Seven Ages Of  Rock. Henüz hepsini izlemedim. Sadece 1.Çağ: The Birth of Rock / Rock Müziğin Doğuşu bölümünü izledim. Sindire sindire öğrenmeyi tercih ettim. Bu yüzden de 1. Bölümü birkaç defa izledim hatta. Notlarımı aldım, bilmediğim grupları araştırıyorum. Ve elbette şarkıları bulup dinlemeye çalışıyorum.


7.oda da bölüm bölüm yazmayı düşünmüştüm ilk izlediğimde ama sonra vazgeçtim. Çünkü bir bölümde o kadar çok gruptan bahsediliyor ki, bir bölümü tek bir yazıda anlatmaya çalışmam demek hem sayfalarca yazmak demek hem her gruptan yeterince bahsedememek demek. E madem amaç öğrenmek bu yüzden ben de bölümleri de bölümlere ayırmaya karar verdim.. Böylece onlarca gruptan bahsetmek mümkün olacak.


Evet benim için Saplantılı Bir Aşktı Müzik daima.. Bu yüzden hiç bulaşmamıştım okumalarına öğrenmelerine.. Sadece dinler ve kendimi sürüklenişe bırakırdım.. Şimdi başka bir açıdan da giriyorum müziğin içine.. Müziğin Bilgi Bölümüne.. Mutlaka eksik gedik olacaktır. Koca bir 50 yılı 7 bölümlük bir belgesele sığdırmak imkânsız zira. Ama en azından temelinde öğrenebiliriz Rock müziğin çağlarını.


Ben Rock müzik ile ergenlik yıllarımın başlarında tanıştım. Amerikada yaşayan teyzemler bir yaz Türkiye’ye gelmişti. Babam onların çift kaset çalarlı teyplerini satın almıştı kardeşimle ikimize. Nasıl olsa teyzemler birkaç hafta içinde dönecekti Amerikaya yine alabilirlerdi. Ama Türkiyede bulmak zordu. Ve onları ikna edip satın almıştı teybi bizim için. Ne teybi müzik seti demekti bu :) Bu aldığımız en müthiş hediyeydi. Teyzemin oğlunun dev bir kaset çantası vardı. İçerisi Heavy metal kasetleriyle dolu bir kaset çantası.. Ve kardeşimle bana da birkaç kaset armağan etmişti çantadan. İşte o armağanlardan birinde dinlediğim bir şarkı benim bütün ergenlik yıllarımda geceler boyu odamda dinlediğim şarkı oldu sonrasında. Europe - The Final Countdown.. Hatırlıyorum da, bir bütün gece odamda yatağımda sırtüstü yatar ve bu şarkıyı dinlerdim. Ağlardım bazen de:) Ergenlik demek baştan başa can sıkıntısı, sebepsiz hüzün demekti. (Şimdilerde bunu ergen kızımda daha da iyi gözlemliyorum.) Ve bu şarkı benim ergenlik hüznümü çok besliyordu.. Şimdi yıllar sonra bile dinlediğimde hala sevgi beslediğimi görüyorum bu şarkıya :)


Evet ben Rock müzik ile bu şarkıyla tanışmış olsam da Rock müzik o tarihten daha 20 yıl önce doğmuş bir müzikti aslında.. Bu belgeselle hem öğrenip hem de bilmediğimiz pek çok grubu ve şarkıyı keşfetme vakti gelmiş demek ki :)


Bir sonraki yazımda Rock Müziğin doğuşunu, Blues’tan Rock’ın nasıl doğduğunu ve The Rolling Stones’u anlatacağım..

10 yorum:

levent türkyılmaz dedi ki...

Şimdi düşünüyorum da ben nereden başladım rocka herhalde herkesin bildiği meşhur Queen - we will rock you şarkısından olsa gerek :) salon sporlarında (daha çok basketbol) en polpüler tribün marşıydı (ikikere dize vurma bir kere el çırpma) hatırladınız mı? Bu şarkıyı ilk duyduğumda muhtemelen rock r'sinden dahi haberim yoktu. Taaa ki lisenin son dönemlerine denk gelen bir haftasonu büyük kuzenimle beraber tv izliyoruz zaping yaparken cnbce kanalında birdenbire durduk! kuzenim aha ac/dc konseri dedi nasıl heyecanlanmıştı kocaman bi sahne seyirci çoşkulu kısa şortuyla Angus young gitarını çalarken kendinden geçiyor resmen beynimden vurulmuşa döndüm. Nasıl bir şölendir bu adamlar neyin kafasını yaşıyor böyle! işte o gün hard rock ile tanışmıştım. Ac/Dc nin en sevdiğim şarkısı ingiltere Donington konserinden >>> http://www.youtube.com/watch?v=maOTMYjXjHw

7.oda dedi ki...

Sen de epey geç tanışmışsın ROCK ile.
Ac/Dc Donington konseri..
Süper performans! Konsere gitmeyi özledim! O havayı solumayı özledim!

ABİ dedi ki...

Tanışmam, 1972'de Fireball - Deep Purple ile...

7.oda dedi ki...

Abi, sen Rock Dünyasının uzuuun yıllardır içindesin.. biz daha dünyadan yokkenden beri.. Ne müthiş!
Belgeseldeki eksik bölümler hakkında bize ışık tutarsın bundan sonra :)
bu arada Fireball ı da dinledim, harika!

Unforgiven dedi ki...

sene 1998 agabeyimin eve getirdiği uzun zamanlar bana yoldaşlık etmek zorunda kalan efsanelerin efsanesi Sony Walkman wm-fx473 ile birlikte gelen bir band, üzerinde ReLoad yazan kapağına ve içeriğine çok yabancı olduğum bir tarz.
kaseti walkmanin içine koyduğumda the unforgiven II ile başlayan büyük seyehate 2000 senesinde radyo vizyon un ankarada yerel bir istasyon olduğu zamanlarda ebru yıldırım ile tanışmam
ve efsanevi zifiri karanlık programında asistan dj olarak görev almamla ve ardından yine efsaneleri efsanesi trt onkut stüdyolarında çekimleri yapılan sunuculugunu şener abinin üstlendiği ve
danışmanı ebru yıldırım olan, 15 günde bir yayınlanmasını sabırsızlıka beklediğimiz rock market programında konuk asistanı olarak görev almamla, türkiyedeki amatör rock - metal piyasasında o genç yaşlarda,
bilmediği dinlemediği hatta hiç kimsenin dinleme fırsatı bile bulamadığı gün yüzüne çıkmayan kayıtlarla haşır neşir olan bilinenin aksine ortamda kısa saçlıların bayağı kaldığı ve sonuç olarak saçlarını da uzatan şanslı adam. daha sonrasıında ise üviversite okumak adına hiç bilmediği bir şehire gitmek ve hiç bilmediği bir insan topluluğu içine
girmek zorunda kalan ve o 5 senede tırmaklarıyla kazarak öğrendiği elde ettiği herşeyi geride bırakmak zorunda kalan ve o günden bu güne hayat mücadelesine dalan bir adam. sonrasında tüm öğrendiği, aldığı tatları sonrasında geçen 12 senede unutan , daha doğrusu
unutmaya zorlanan bir adam olarak, kendimi UNFORGIVEN ilan ediyorum...Ankarada birçok rockstation rock festivale gidip yerli yabancı birçok grubu izleme fırsatım oldu, benim için en güzel geçeni ise Malmsteen in ankara saklıkent konseri olmuştur.
TÜM ROCK severlere SELAMLAR...

7.oda dedi ki...

Unforgiven, heyecanla okudum yorumunu, nereden nereye bir sürükleniş olmuş seninkisi, üzülmedim de değil hani..
ROCK a geri dönüp dilediğince tadını çıkarabileceğin bir hayata dönüş diliyorum senin için :)

Unforgiven dedi ki...

sayın 7.oda;

dilekleriniz için teşekkürler...
bizim bir daha o donanımı almamız çok zor olacak, o genç çağımızda bile dünyalar kadar olan Rock - Metal albüm arşivleri şimdi evlenler büyüklüğüne gelmiştir, ve buna bu hayat koşturmacasında ömür yetmeyecektir. Bize de bu anılarla zaman zaman geçmişse dalıp mutlu olmak düşer. İnşallah bir gün yeni nesillerin bizim gibi olmamalı için biz elimizden geleni yaparız.

Ayrıca bir Metallica sever olarak beni bu rüyalara girmemi sağlayan ilk yazımdaki bahsettiğim Unforgiven II parçası ve Metallica hakkında şundan da bahsetmek isterim.

Metallicanın okadar meşhur bir grup olması bu parçanın değerinin bilinememesine sebep olmuştur. Belki şarkı, metallicayı metallica yapan black albümündeki
unforgiven ın büyüklüğünden bir kez daha yararlanmak, para kazanmak adına yazılmış olsa da, solosu, ritmi ve distortion tonlarıyla o günün şartlarında mükemmel bir iş ortaya çıkmıştır.
Grubu çekemeyen taraflar Metallicayı ve severlerini hep piyasa diye dışlamış ama hiçbiride bu kadar kaliteli bir muzik yapamamışlardır. Aynı Türkiyede birkaç geri zekalı zihniyetin
Pentagram (MezarKabül) a yaptıkları gibi...

Keşke günümüzde bir metallica bir pentagram daha çıkabilse...

7.oda dedi ki...

Öyleyse şimdi Unforgiven ı bir kez daha dinlemeli..

dark... dedi ki...

DARK....from izmir :)

1980 lerdeki komançero dönemlerini atlatınca bu beden;

1990:elektro gitarda(arkadasımdan araklaya araklaya) ilk defa bir kaç rock sarkısının introsunu çalabilmiştim...hepimiz axl rose olmustuk:)..ne de mutlu olmustum bandana da olunca..

1991: 15 metre karelik odamda duvarın tamamı rock gruplarının posterleri ile dolmustu..tavanda sprey boya ile manowar:)

1993: sonra turk grupları kasıdı oramdan buramdan hadi rock yapıyoruz dinle bizi de diye(pentagram,dr.skull, vs..)

1994 : ilk gitarım ve doymak bilmez rock esintilerim her gecemde..

geri kalan yıllar uzun bir macera...başka bir yazı yazarsanız 7hanım o zaman devam ederiz.:)

sevgiler...

7.oda dedi ki...

dark.., yeni bir yazı yazacağımdan emin ol :) ve rock maceralarını dinlemek de keyifli. Bana bir kez gitar çalmıştın yıllar önce, sıkı bir rock parçası dinlemeye da hayır demem bilgin olsun :)