24 Ocak 2011

Koleksiyoncu

.
Bu yazı The Collector filmi hakkında bilgi içerir.



Black Label Society - Mass Murder Machine


Düpedüz kötü bir film..
“Testere filminin senaristlerinden” ibaresine aldanıp da zamanınızı harcamayın boş yere benim gibi..
Hani pek çok filmi sinema salonlarında izlediğinizde, evde izlemenize oranla daha etkileyici olur ya..
Bu bol kanlı gerilim filmini sinemada izlemek bile kurtarmıyor inanın..
Marcus Dunstan'ın ilk yönetmenlik deneyimi olmamış, olamamış..


Tamam bu kez katilimiz bir koleksiyoncu iyi güzel hoş da..
4 kişilik bir aileyi öldürmek için harcadığı çaba, kurduğu tuzaklarla, değil 4 kişiyi 400 kişiyi öldürürdü be..
Katil kurbanın evinin tüm giriş çıkışlarını kapatıyor önce. Yani içeridekilerin kaçma ihtimalleri gerçekten de sıfır olacak şekilde.
Kendi evlerinde kapana kıstırdığı anne, baba, bir genç kız ve bir de çocuktan oluşan bu aileyi öldürmek için, evin içinde inanılmaz ama gerçekten inanılmaz derecede çok tuzak kuruyor.
Anne ve babanın daha filmin ilk dakikalarında etkisiz hale geldiğini de düşünün..
İşte gerisi gereksiz bir saçmalıklar bütünü gibi..
Filmin tek eğlenceli tarafı, bu eve hırsızlık yapmak için giren Josh Stewart ın bir anda kendini evdeki bubi tuzaklarının arasında bulması..
Paralarını çalacağı aileyi kurtarmak mücadelesine girişmesi..



Yani kısaca ne diyoruz, son günlerde sırf amir pozisyonunda olduğum için yaşadığım sorunların kaynağına da atıfta bulunarak: Hırsızlık yapmaya girişmeden önce bir kez daha düşünün.. Hiç ummadığınız şekilde başınıza patlayabilir!!
Siz filmi boşverin de.. Seçtiğim şarkıyı dinleyin..

7 yorum:

zoitsa dedi ki...

hırsıza acıdım :)

kara kitap dedi ki...

umarım amir pozisyonunla ilgili sıkıntılı atlatmışsındır.iş bazen insanın canını çok sıkabiliyor.

can sıkıntısı bu aralar sanki gökyüzünden tepemize yağıyor :(

banu dedi ki...

hiç ummadığınız kişilerden dolayı BAŞINIZA patlayabilir hatta başınızı bile patlatabilir olarak hafif bi değişiklik yapıyorum :)
bu arada hırsıza iyi olmuş :) nihayetinde HIRSIZ yani iyisi kötüsü olmaz :)

Adsız dedi ki...

Öncelikle yazında kullandığın şarkıyı dinlemeyi tercih ettim. Şimdi kulağımda kulaklıkla bu satırları yazarken çalıyor bir yandan...

Hani özellikle bazı erkek vokallerin sesinde, sigara boğuğu vardır ya, işte bunu çok seviyorum. Sanki boğazına bir şey takılmışçasına söyler ya şarkıyı... Bu şarkıda da bu var... Ve bir de, iyi yapıldığında harika olan elektro gitar solosu...

Yosun dedi ki...

Biriciğim, internete giremiyordum kaç gündür hiç haberim yoktu, üzüldüm baştan ama her işte bir hayır vardır, hayırlısı olsun, dün dua ettim, yine edicem. hakkınızda en iyisi neyse o olsun. Merak ettim gelişmeleri ve ne olduğunu. Seni aradım ama açmayınca bu kaosta rahatsız etmek istemedim. Konuşuruz sular durulunca, Öpüyorum çok, dualarım sizinle... Yosun

phoebe* dedi ki...

Blog adresimi değiştirdim,yorum yapan herkese söylüyorum . Sizin de bilginize .. (:

http://kirli-suyunda-pariltilar.blogspot.com/

Abrek dedi ki...

oldum olası sevmen böyle filmleri. testereyide izlemedim. ama blog için eninde sonunda izlemek isteyeceğim.

senaryosu kötüymüş gerçekten.