14 Mayıs 2009

Umut

.


RAMMSTEIN - HILF MIR

her şey gibi o da yenik düşmüştü zamana..
öyle değil miydi ya hayat..

herşeyi eskitir..
herşeyi tüketirdi..
dayanıklıysan daha uzun süre hırpalanırdın, değilsen çabucak pesederdin..
ama eninde sonunda kapının önüne konuluverirdin..
eninde sonunda kopardın ya da koparılırdın kendini ait hissettiğin yerden..



Trilyede gezerken dikkatimi çekmişti bu eski yorgun koltuk..
eskiydi.. yıpranmıştı.. yorgundu besbelli.. hatta yırtıktı kimi yerleri..
bir yara dikicinin elinden geçmemişti belki de..
bazı yerleri solmuştu..
ama nasıl da tüm bunlara inat canlıydı..
"
Bende henüz iş bitmedi, bakmayın kapının önüne konulduğuma, henüz pes etmedim ben.." der gibi..

Trilyede gezerken dikkatimi çekmişti bu eski yorgun koltuk..
Bir sokakta.. bir kapının önünde duruyordu..
çok etkilemişti beni orada öylece duruşu..
yorgun ve yıpranmış ama başı dik gururlu mağrur bir insan gibi..

Kütüphanem ve içindekiler dışında hiç bir eşya ile manevi bağlılık kurmayan bir kadındım oysa..
ne koltuklarımla.. ne de perdelerimle..
benim kitaplarım vardı sadece, içlerinde kelimelerim..
filmlerim, müziklerim vardı, içlerinde tutkularım..
defterlerim vardı, içlerinde ruhum..
ve duvarları vardı evimin, bütün yaşadıklarımı gömdüğüm..
bunun dışında yoktu hiç bir eşyaya bağlılığım..
Alırdım, kullanırdım, eskiyince de elimden çıkartırdım..
Ama hiç kapının önüne koymamıştım, bundan mıydı böyle etkilenmem o koltuktan bilmiyorum..



Bazen hiç beklemediğiniz bir anda, bir anlık bir görüntü yıkar geçer ya pek çok şeyi..
tıpkı bazen süzülüp gelen bir koku gibi hani..


Trilyede gezerken dikkatimi çekmişti bu eski yorgun koltuk..
Gördüğüm anda bir başka görüntü hücum etti gözlerimin ardına..
Bir sevişme sonrası, yastığı odanın dışına, kapıya, eşiğe fırlatılmış, ve
"senin yerin orası artık" diye gönderilmiş bir kadın..
Bir evin içinde, bir evliliğin içinde gelinebilecek en yaralayıcı anlardan biri sanırım..
Dedim ya bazen bir görüntü pek çok gömüyü ortaya çıkarır..

Gömülerde her zaman mücevher de olmayabilir..

ben dokundum o eski yorgun koltuğa..
dokundum..
sıcaktı..
sıcacıktı..
aylardan nisandı.. koltuk güneşi içine almıştı..


Caddenin karşısına geçip koltuğa uzaktan bakmak istedim sonra..
Bir an başım döndü..
kapının önüne bırakılan koltuk değildi aslında biten..
herşeyini verdiği evdi..
Evet evet, yıkılan da, biten de kendisi değil, yıllarını verdiği, kendini hep ait hissettiği evdi..
aslında o, yıkıntıların arasından sağlam kurtulandı.. yıkılan değil..
yıpranmış yorgun ama güçlü..
ve artık dışarıdaydı..
özgürdü..


bazen gördüğümüz şeylere biraz uzaklaşıp, oradan da bakmalı..



Beenmaya çok kızacak bana ama açılışına yine gidemediğim 4.sergide de, işte bu benim en özel fotoğraflarımdan biri sergilendi..
Bu kez Bursa Ticaret Meslek Lisesinde gerçekleşen serginin, yoğunluktan dolayı ben tarihini bile unutmuştum :)
O fotoğrafa bakınca çocuklar ne düşünecekler bilemiyorum..

ve hatta bu fotoğrafımı kartpostal olarak gören pek çok arkadaşım da neler düşündüler gördüklerinde bilemiyorum ..
ama benim o fotoğrafa gömdüğüm çok şey var..
Yaşama dair koca bir umut var..
Pes etmemek var..



19 yorum:

Vladimir dedi ki...

Sanatçılar nesnelere diğerlerinin baktığı gözlerle bakıyor ve diğer gözlerin göremediklerini yakalıyor. Eline sağlık.

Maryjade dedi ki...

bakan bir göz değil bu gören bir göz, güzel bir göz... çok güzeldi 7.oda ve çok güzel bir kare. eline koluna sağlık, sevgilerimle

b@ni dedi ki...

En sevdiğim fotoğraflarından biridir ...
tebrik ederim güzel gözlü arkadaşım

Sozkan dedi ki...

Gönül gözü ile görmek bu oluyo sanırım...Eline sağlık..

klavyedostlugu dedi ki...

paylaşımın için teşekkür ederim.Nazım Hikmet ' in bir lafı vardır hani "umuda bin kurşun sıksa da ölüm
unutma, umuda kurşun işlemez gülüm!"
gördüğünden emin gözlerin, duyduğunu gerçekten bilen kulakların, içindeki fırtınaları dindirmiş ruhların vazgeçilmez ışığı UMUT...
Hayatı anlamlı kılan, en kötüyü iyiye çevirecek gücü barındıran, bazen sadece bir sonraki adıma, bazen aydınlığa çıkan yollara sürükleyen, tek başına...
Fatoş arkadaşım belirtmek istediğim bir konu var ama bu konuyla alakasız..Komşuların listesinde adımı göremiyorum bir kaç haftadır :( taşınmadım oysa burdayım :) ama benimde orda olmak isteğim umudum olsun ne dersin ? uygun bulursanız tabii ki... saygılarımla

Adsız dedi ki...

Yine en gizli çığlığını şarkının adına gömdün değil mi?
hilf mir.................
çok yakında geleceğim, az kaldı inan.

Bekriya dedi ki...

seni tembel seniiii :))

beenmaya dedi ki...

bir koltuk bir evin yaşanmışlığını anlatmış sana yüreğinin dilinden sen de o dile can verip kelimelerinle bize anlatmışsın harikasın...

sergiye gelince canım iyisimi sen programlarını bana da yolla ben direk ilgileneyim. hatta senin menajerin olayım da işini hafifleteyim olmaz mı :))))

Abi dedi ki...

ben ortadaki resimde, koltuktan habersiz dondurma yiyen kızlara takıldım..:)))

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Anlattiklarini goren yuregine, tatli anlatimin icin kalemine saglik... nefis bir paylasim...

karton_piyer dedi ki...

"Depremde enkaza doğru 'sesimi duyan var mı?' diye bağırıyordu AKAY'ın Murat'ı ve onun kurtarma ekibi. Enkazdan cevap gelmiyorsa, başka enkazlara gidiyorlardı... Sen hiç saatlerce enkazın başında ses bekleyen kurtarma ekibi gördün mü? Göremezsin; çünkü bu, görevi suistimal etmek demektir. Az ileride "ses bekleyenleri" öldürmek demektir. O halde ses gelmiyorsa verdiğin sese karşı, başka yerlere ses yolla. Nefesini boşa tüketme. Kim bilir sana ihtiyacı olan kimler var az ileride...

Pes etmekten korkma; çünkü pes etmek genelde lokal bir tavırdır. Burada pes edersin, orada destan yazarsın..! O halde 'sessizliğin sesi' denen o saçmalığı reddet ve sese git."

Erdal DEMİRKIRAN
Sen Şimdi Gidecen Ya Cehennemin Dibine Git ...Ben Bağrıma Taş Basarım; Sf.30

Aurora Borealis dedi ki...

seni okurken kendimi gordum koltukta oturmusum..... arkamda sapsaglam bir ev.. bakimli..koltuk neseli mutlu.... keske sadece dusuncelerimizde degilde gercekten yapabilseydik bunlari

sevgiyle kal

deepness dedi ki...

aynı koltuğa takılmıştım bir ara ben de. hatta sayfam da bununla ilgili fotoğrafı yayınlamıştım.
Detaylara dair tesadüflerde buluşmak güzel.

cinar dedi ki...

süper olmuş 7. Oda. Hem fotoğraf hem yazı. Fotoğrafçının bakış açısı farklı olmalıdır bence. herkes yakalayamaz böyle pozları. herkesin gözünün önünde aynı koltuk vardır oysa. ama kimine çok basit ve sıradan görünür kimineyse çok şey anlatır.
ellerine sağlık.

UÇAR dedi ki...

Aslında şöyle diyor KOLTUK;

"Ben bu evdekileri yeterince dinlendirdim, şimdi sıra sizde."

Yoldan geçen yorgunlara tüm varlığını sunmuş olan bir koltuk duruyor orda. Belki de anılarını paylaşmak isteyen bir koltuk. Görmesini, duymasını bilene...!

eXi Le dedi ki...

Acısıda Yok Derdi dE.. YüzündE.. Acısıda Yok Derdi dE.. Çünkü Yüz üstüne Çıkamayacak Kadar DerinindE..

Adsız dedi ki...

İçimden görüntü için. ’’Pastel ‘’ demek geliyor nedense.
Bendeki etkisi ; Olması gerektiği gibi , olması gereken yerde .
Ama bu fotoğraf öyle demiyor ev olması gerektiği gibi değil eski , yıkılmış .
koltuk olması gereken yerde değil dışarıda .
Çarpıcı diyerek bitirebilirim şimdilik

Korhan dedi ki...

Çok güzel bir fotoğraf tebrik ederim.

rimedzo dedi ki...

Gördüğüne uzaktan bakıp, onu fotoğrafa gömünce kartpostal oluyo.. bir düşünceye inanıp, onu kalbine gömünce de UMUT oluyo... Bende bu fotoğrafın kartpostalı da var UMUT da!!!