31 Aralık 2006

ve nokta.


uyku sertliğinde atılan adım..
paranteziçlerine sıkıştırılmış ıslak bildiriler..
kilitli kafataslarına döşenmiş mayınlar..
kimliksiz oda sohbetlerinde terleyen şarap..
ve zencefil kokulu kafe..
ve yeniyetme bir bıçak..
ve limon..
ve salyasümük..
ve uyuz köpeklere eşlik eden kördüğüm savunmalar..
kanı çekilmiş ateş..
kalorifer peteklerinde demlenen irin..
kimlik bunalımına komşu duran android cenin..
ve koşarhız aşk..
ve tutukluk yapan küfür..
ve anahtar..
ve başıboşluk..
ve ayakları kadının..
ve şakakları cesedin..
boş odalarda yitirilen arabesk ıslık..
tütünlü dudaklarda nemlenen ütopya..
resmi tecavüzlerde içilen cımbızlı tarih..
ve tomurcuk buğulardaki vasıfsız öpücük..
ve satılık oksijen..
ve şifasız talan..
ve açık renk kadın..
ve sen..
ve biz..
ikimiz..
kimsesiz..
sessiz..
ve kedersiz..
bitmişiz..
ve nokta.

(ALMORA - TEARS OF THE ANGELS)

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Kelimelerini
ve beynini..
ve düşüncelerini

görebilmek, sezebilmek, anlayabilmek.

ve ve ve...

anginapektoris dedi ki...

Ve tene değen jiletler
ve hesaplaşmalar
ve yorgunluğumuzu bıraktığımız yataklar
ve yalanlar
ve aynı güneş
ve aynı siyah
ve görünür huzurlar
ve kırılgan gerçekler
ve aynı kaçamak gülüşler
ve beklentiler
ve beklentiler yüzünden seçilemeyen yorumsuz hayatlar
ve küçük düşünceler
ve büyük dünya
ve yağmurda yüzenler
ve yuvaları oteller olan yasak aşıklar
ve estetik yalanlar
ve sıcak bir şarabın en anlamlı yudumu
ve uçanlar
ve kaçanlar
ve huzurlu sığınaklarında gaz kaçıran geri zekalılar
ve uçan sözler
ve kalan yazılar
ve oyunlar
ve mutluluk,monopol,kızma birader,sessiz sinema..
ve düşsel yolculuklar
ve insanların ruhu olduğu zamanlar
ve sağır sokaklar
ve terk edilmiş gölgeler
ve nokta konan yaşamlar
ve iç geçirilen yaşanacaklar
ve sonrası yeni oyunlar
ve ağa takılmalar
ve fark edilmeler
.
.
.
.
.
ve geride yalnızca boş şişeler.

Adsız dedi ki...

mor ve kızıl

mor ve kızıl pelerinli kahramanlar var, gökyüzünde dolaşan
mor ve kızıl boyalı koyunlar var,
donuk bakışlı

ucuz kahramanlar
ucuz kahramanlar,
pembeyi çoktan öldürmüşler...

mor ve kızıl pelerinli kahramanlar var, gökyüzünde dolaşan...
mor ve kızıl boyalı koyunlar var,
donuk bakışlı...

ucuz kahramanlar, tek tip
ucuz kahramanlar, pembeyi çoktan öldürmüşler...

üç bant kahramanlar var,
üç bant kahramanlar...
üç yıldızlı katiller,
pembeyi çoktan öldürmüşler...

o kadar çoktunuz ki
o kadar yalnızdınız ki
o kadar yaşadınız ki
o kadar ölüydünüz ki

o kadar çoktunuz ki
o kadar yoktunuz ki
o kadar yaşadınız ki
o kadar cansızdınız ki

üç bant kahramanlar...

bRk ;) dedi ki...

belki bir serzeniş
belki değişik bir
insan tektoniği
belki bir doğum sancısı
belkide ölen umutların kara ağıtı..
ama ne olursa olsun
o ayağa kalktı..
dikildi...
güneşe bile gölge oldu...


happy new yar & road ;)

berna dedi ki...

müthiş!!
tutkunun rengi ve tutkulu bir şiir birbirlerini tamamlamış...

sefa dedi ki...

Harbıden nokta yanı...

beyazmavi dedi ki...

sıcak poğoça sonrası
-soğuk savaştan beter-
kulak kaşıntısı,
veya arının kanatlarının kırılması
veya burun kanaması
veya diz kemiğinin kanırması
veya bağırsak kanseri
veya sussak tümörü
veya iğrenç espriler
veya beyin parçalanması
veya suyuna sığmayan şişe
veya poğoça yokmuş
ve yanak kaşıntısı
belkide

uyuz köpeklere selam söyle
herbirinin tek tek
yanaklarından öp,
tasmalarının olmaması iyi,
anahtarlara gerek yok

bitmek yazdığın gibi
noktalı.
nokta almak ne iyi
yıldızlı nokta,
noktası yeşilden kırmızıya dönmüş
fecri dönmüş öğrenci;

bitmek ne güzel,
o med cezir yazısındaki hiçlik gibi
hiçbirşey olmadı
sadece hiç
veya hiç diye birşey yok

ve çelişki
bitmek ne ôktan, ne kötü
ve korkunç, nokta bir ton dünya
yüreğim güneşe güncek,
gün geeçecek,noktalanacak,dönecek
97 oktan aklımı çalacak....