23 Ocak 2007

kaos..


Dünyayı durdurduğumu düşünün..
Duran dünyadan sizi çekip çıkardığımı..

Size milyarlarca yıllık bir öykü anlattığımı düşünün..
Dakikayı keşfedecek kimsenin bulunmadığı çağlardan bugüne olanları dakikası dakikasına anlattığımı..
Bir peri masalı ya da bir kabus dinlediğinizi düşünün..
Birinde hüzünden, diğerinde korkudan ağlayın..
Sonra bir kum tanesinin ızdıraplarını dinleteyim size..
bir böceğin özlemini..
kendinize bakın ve kalp atışlarınızda “büyük patlama”nın sesini duyduğunuzu hissedin..
başkalarının hatıralarında hayaletlere dönüşenleri ziyaret edelim..
isterseniz kendi hafızanızı da yoklayın bir ara..
burada bir dünya var..
imkansızın sınırlarında dolaşan bir şey bu..
böyle bir şeyin olmasındansa, hiçbir şey olmama olasılığı daha yüksekti..
sizin olmama olasılığınız da öyleydi ya !!
şanslı hisseder miydiniz kendinizi bu düşünceyle,
bi zahmet, tesadüfteki dehşeti hisseder miydiniz??
Bu öyküde bir bilinç arar mıydınız, yoksa şans eseri deyip geçer miydiniz??

Öykümüzü bugüne, tam da dünyayı durdurduğum güne ulaştırdığımda..
Amerikanın Irakı aslında dinozorlar yüzünden vurduğunu, arabanızda dinozor kanı yaktığınızı düşünüp daha farklı hayıflanır mıydınız??

Öyküyü dünyayı durdurmadan önceki saniyeye ulaştırdığımda, onu sizinle birlikte dinlemekte olan birini alnından vursam peki,
ne düşünürdünüz??
“Bir insanı yaratmak milyarlarca yıl alır. Öldürmekse yalnızca birkaç saniye..” cümlesi anlam kazanır mıydı belki o zaman??

Bir omurgalı olduğumuzu hatırlarsınız belki;
ölçüsüzce zengin bir geçmişe sahip omurgalılar olduğumuzu..
Aslında bir geleceğimiz olmadığını..
Her an kolaylıkla bir hiç olabileceğimizi de..
Olağanüstü bir beyni olan ve iki ayağı üzerinde yürüyen bir tür maymunun kıyameti nasıl kopardığını ve bir elin parmakları kadar insanın, eski dünyanın ve insanlığın yeni kaderini nasıl belirlediğini..

Bu yazıyı yazan ben bir ceratosaurus, siz de okuma yazma bilmeyen, yüzgeçayaklı balıksı bir fok ya da foksu bir balık olabilirdik pekâlâ..
ve bu daha uzun bir geleceğin resmi olabilirdi !!

insanlar er geç bir gün öleceklerini biliyorlar mı??
Hayır, bilmiyorlar..
Naçizane fikrimi soracak olursanız,
“bunu unutmuş oldukları için şanslılar” da diyebilirsiniz..

(BECK - E-PRO)

3 yorum:

aydark dedi ki...

Hayatı her daim ölümün bir adım gerisinde yaşarız farkındalığımızı kapatmış bir şekilde halbuki doğmak kadar ölüm de doğal bir nihayi durumdur.Ölümü unutmak şans değil şansızlıktır her günü ölecekmiş gibi yaşamaktır insanı ölümün karşısında ayakta tutabilen.Ölümü beklemektense üzerine gitmek kaderini kendin belirlemektir.Var mı cesaretin ?Yoksa,unutun en iyisidir yoksa insanı hasta eder...

7.oda dedi ki...

"ölümü beklemektense üzerine gitmek" demişsiniz.. nasıl yürünür ölümün üstüne?? potinlerin ayağındayken mi??

satagut dedi ki...

öykünün kahramanlarından biri olma bilincine vardıktan sonra, olmak yada olmamak hiç bir anlam ifade etmiyor..

unutanlar, son anlarında hatırlayacaktır ölümün öyküyüsünü. hatırlayanlar, her gün ölecektir bu öyküde..