30 Haziran 2010

.


RAMMSTEIN - RAMMLIED

25 Haziran 2010 Cuma Akşamı

RAMMSTEIN..


Büyük bir sarhoşluk hali gibiydi onları canlı dinlemek benim için..
Heyecandan nefesimin beni zorladığı anlardı sahneye ilk çıkışlarını beklemek..
Yıllardır en büyük hayallerimden biriydi en sevdiğim sesi canlı izleyebilmek ya hani..
Ve ben nihayet, bütün zorluklara, birilerinin hayalimin içine etmeye çalışmasına rağmen oradaydım ya hani..
Nefesimi tutmuş bekliyordum ya …


Tüm ışıklar söndü önce..
Kapkaranlık bir stadyumda bütün sesler de kesildi ya binlerce kişiye rağmen..
Gözün gözü görmediği anlarda başladı ya intro..
Ardından insanların çığlıkları…
Ben çığlık atamadım.. sesim çıkmadı.. nefesimi tuttum..
Ve perde indi..
Ve bir ses..
RAMM…
STEIN…
O nasıl bir sestir..
O nasıl bir sestir..
Albümde yıllardır dinlediğim sesten daha sert..
Daha içime işleyici..
Beklediğimden çok daha muhteşem bir sahne..
Beklediğimden çok daha muhteşem bir ses..
Beklediğimden çok daha muhteşem bir performans..





Her şarkıda farklı bir şov ile birlikte 17 şarkıyı en ufak bir yanlışlık ve aksilik olmadan söylediler..
Ama o şovlar nasıl şovlardı öyle, hala aklım almıyor..
Adamlar itinayla, büyük bir titizlikle emek veriyorlar her şeyden önce konserlerine.. "Bizim sesimiz güzel, bizi seven zaten seviyor" deyip sahneye çıkıp kös kös söylemiyorlar şarkılarını..
Kulaklarınızdan içinize akan o ses ve müzik bütün iç organlarınızı parçalarken, baş döndürücü şovları da gözlerinizden beyninize yerleşiyor..
ve büyük bir bütünlük içinde eriyip gidiyorsunuz..
Ya da o ateşler gibi yanıyorsunuz..
Hep çığlık atasınız geliyor..
Hep Nefesinizi tutasınız..
Ne desem, ne anlatsam az aslında..
Orada olup o enerjiyi, o duyguyu, o heyecanı, o görselliği ve o insanı kendinden geçiren sesi gökyüzünde dalgalanarak izlemek lazım..
Orada olup o büyüyü yaşamak lazım..
Orada olup benim gibi sarhoş olmak lazım..

Her şarkılarını çok net bir şekilde hatırlasam da, hepsine böğüre böğüre eşlik etsem de, sanki 3 şarkı söylemişler gibi kısa geldi ya bana konser..
Sanki on dakikacık sürdü her şey..
Doymadım ya hani..
Doyamadım..
Sanki Başladı… ve Bitti..
Rammlied ile başladı… Ich Will ile bitti..




Benim şarkımı da söyledi ya daha ne isteyeyim..
Ben de tamamına eşlik ettim ya sesimin yettiği kadar..
Sonne…
Evet benim bu şarkıya doyma ihtimalim hiç yok..
Coşku – Heyecan - Mutluluk..
Sanırım tüm bu duygularımın en üst noktada olduğu iki saat geçirdim..
Ölürken bile mutlulukla hatırlayacağım bu iki saat için, bunları sağlayan herkese gönülden borçluyum..

25 Haziran 2010 Cuma Gecesi


Bu blogu kurmama sebep Adam, 7.odanın kapılarını açtıran Adam, yıllar sonra dönmüştü geçtiğimiz sonbaharda .. Ve aynı benim gibi bu sese tutkundu O da.. Ve biz farklı bir süreç yaşarken yıllar sonra, bu konser “biz”e sunulmuş bir armağandı.. Aylar öncesinden alınmıştı biletlerimiz, aylardır beklenmekteydi bu büyük an.. Detayları daha sonra apayrı bir kapanış blog yazısıyla anlatacağımdan şimdilik sadece Cuma gecesinden küçük birkaç detay yazacağım..
Yorumsuz olsun bu bölüm.. Bu konuyla ilgili yorumları gerçek yazısına saklayın siz de..


Konser sonrası Dolmabahçenin bahçesi, yıllar süren tarihi aşkın tarihi bir ayrılık sahnesine tanıklık etti..
Uzun ve Can acıtan bir ayrılık sahnesine..


Ben on gündür süren ve içimdeki sıkıntıdan neredeyse öleceğimi düşündüğüm günlerden sonra, bütün zorlukları aşıp buluşabilmiş ve konsere yine de birlikte gidebilmiş olmanın verdiği rahatlamanın üstüne, en sevdiğim sesi, bana sımsıkı sarılmış sevdiğim kollar arasında, kulağıma akan sevda kelimeleri eşliğinde dinledikten sonra.. öyle bir sarhoşluktan sonra, -alkol da var tabi- bu ayrılık sahnesini, bütün zırhlarımı kuşanıp semsert bir kadın modunda noktalamıştım aslında..
Bu şey gibiydi..
Günlerdir doluyordu bulutlar.. Günlerdir biriktiriyordu içinde yaşları..
Ve aslında planlanan ayrılık anı, bikaç gün erken gelmişti sadece, ama bambaşka nedenlerle..
büyük bir gürültüyle çarpıştı bulutlar.. Şimşekler çaktı.. yıldırımlar düştü.. yaktı.. şimşekleri çaktıran yıldırımları düşüren kadındı.. ama her ikisinin de canı yanıyordu.. Canı yandıkça daha çok şimşekler çaktırıyordu kadın..
Ve git! dedi adama.. Ve gitti adam..
Kadın kaldırıma çöktü.. Başı dönüyordu.. Ve şimşek ve yıldırımlardan sonra ilk yağmur damlası yere düşmek üzereydi artık..
O sırada bir ses duydu.. Bir dostun sesi..
Ayrılık sahnesini kaldırımdan izlemiş ve tam zamanında kadının yanına gelmiş bir ses..
geldi.. ve kadına sarıldı..
yağmur damlası yere düştü..
ardından sanırım kimsenin beklemediği kadar kuvvetli bir sağanak başladı.. kesinlikle durmuyordu yağmur.. gürültülü bir şekilde yağıyordu.. heryeri ıslattı… uzun sürdü.. dost sarıldı.. yağmur dakikalarca yağdı.. dakikalarca..

Adam geri döndü.. muhtemelen uzaktan yağmurun yağmasını seyretmişti çaresizce..
İki bulut yeniden sarıldılar dolmabahçenin bahçesinde..
öylece kaldılar dakikalarca..
bu kez şimşek çaktıracak gücü kalmamıştı artık kadının..
sessizce konuşmadan sımsıkı sarılıp durdular.. dakikalarca..
Sonra ikisi de döndü.. farklı yönlere gittiler..
dostun dediğine göre ikisi de ardına bakmadı bir daha..
Bu bitiş hikayesini ayrıca anlatacağım dediğim gibi..
Beni o gece kaldırımda bulup sarılan, omuz olan destek olan sevgili Erdemime çok teşekkür ediyorum buradan da bir kez daha..


26 Haziran 2010 Cumartesi


Ayrılığın beklenenden önce gerçekleşmesi sebebiyle sabaha kötü uyandım.. Onun gibi yapıp ayrılabilirdim İstanbuldan.. Evime dönebilirdim.. Hayatımda hiçbir konsere tek başıma gitmemiş olmak bir yana, 3 gün boyunca konserleri onunla izleyecek şekilde kurulan hayallerin yıkımını yaşamak da korkutuyordu beni..
Bütün gün kıvrandı içim.. Kararsızlıktan.. korkudan..
Ben bu kuyunun derinliğini biliyordum. Düşersem yine yıllarımın geçeceğini o karanlıkta.. Düşmemeliydim.. Düşmemeliydim..
“Benim bildiğim Fatoş, bu konserlerin tadını çıkarabilmek için hiç kimseye ihtiyaç duymaz” diyordu şu an askerde olan yakın bir dostum telefondan mesajla..
“Mutlaka gel, çıkışta harika bir yere götüreceğim seni” diyordu akşamki dost telefonda..


Gerçekten de iki yol vardı o an önümde..
Ya bütün cesaretimi ve gücümü toplayıp konserlerin tadını çıkaracaktım tek başıma.. Ya da düşecektim o bildik kuyuya..
Siyahlarımı giydim yine..
Vapura bindim.
Ve stada gelip hiç düşünmeden daldım konserlerin içine..



MANOWAR !!!!

O yaşta o nasıl bir enerji adamlarda, nasıl sıcak sanki bizden birilermiş gibi bir atmosfer stadyumda.. Nasıl güzel bir ses sistemi..
Warriors Of The World şarkısı ile birlikte artık ben, içinde bulunduğum ruh halinden tamamen sıyrılmış, şarkıya böğüre böğüre eşlik etmeye ve kafa sallamaya da başlamıştım..
Yine içim kanmadı yine defalarca bu şarkıyı söylesinler istedim :)
Gittim kendime bira bile aldım..
Elbette Rammstein kadar değil ama çok sağlam eğlendim Manowar konserinde.. İçimde hiçbir burukluk olmadan.. sadece müzik.. sadece böğürtü.. ve sadece stadyumdaki o müthiş enerji ile gücümü toparladım..
Manowar ve uzun uzun yaptığı Türkçe konuşma eğlencenin başladığını gösteriyordu..
Akşam çıkan Accept grubu peki dinlediğim bir grup olmamasına rağmen yine de sonuna kadar çok eğlendim gece..
“Taksimde devam edelim” diye gelen mesaja “Kesinlikle” diye cevap verdim..


Bu öyle bir müzik ki rock.. dinledikçe yetmiyor.. dinledikçe doymuyor insan.. hep daha çok istiyor ruh..
DoRock diye bir yere götürdü Erdem beni.. Aman Allahım o nasıl bir yer öyle.. Festival halt etmiş yanında.. Karanlık.. Sigara dumanı.. ve İnanılmaz güzel böğüren bir grup.. Buz gibi Bira.. Kaç saat kaldık orada ben kaç saat daha böğürüp kafa salladım o kadar konserin üstüne inanın bilmiyorum.. Çok yorulsam da, o müziği bırakıp gidesim gelmiyordu..
Erdemin arkadaşlarıyla da karşılaştık orada.. Cimbakukaya da buradan selam ediyorum :)
Öyle aç çıktım ki DoRock tan.. ne bulsam yiyebilirdim sanırım.. günlerdir aç geziyordum üstelik.. Bol limonlu midye dolmaları da götürdükten sonra yorgunluktan bitap bir halde dönebildim eve sabaha karşı..


27 Haziran 2010 Pazar


Sabah .. ne sabahı öğlen.. daha yeni uyanmıştım ki Kardeşim ve Gizem gelip beni aldı ve birlikte kahvaltıya gittik.. Biraz alışveriş yaptık eve döndük ve ben on dakikada hazırlanıp çıkmalıydım.. 4 grup izleyecektim çünkü.. hızlıca siyahları giyip taksiyle geçtim karşıya..

Anthrax… Megadeth… ve Slayer 
ın ardından , neden DEV olduklarını kanıtlarcasına bir konser ile 2.5 saat sahnede kalan METALLICA




Pazar gecesi artık boynum tutulmuştu ve vücudum sallanmaktan ve zıplamaktan ağrıyordu..
Ama doydun mu derseniz kesinlikle kesinlikle hayır derim..

Bana göre bu festivalin 3 büyük devi vardı:
Rammstein
Metallica
Manowar
Ne yazık ki Megadeth de ses sisteminde sorun vardı, yoksa onlar da çok iyilerdi..
Festival öncesindeki Fatoş nasıl tutkundu ise bu müziğe.. Festival sonrasındaki Fatoş bin kat daha fazla tutkun bu müziğe..
Bir gün çok zengin olursam tek yapacağım şey bütün dünyadaki konserleri gezmek ..
Rammstein nereye ben oraya :)))


Seneye bu festivali 3 günden daha fazla olsun istiyorum..
Kesinlikle sevgiliyle değil arkadaşlarla gidilmeli diye not düşüyorum bu tür festivallere.. O olmazsa yalnız bile güzel..
Rammstein ı her sene getirsinler Türkiyeye nolur nolur nolur..


İyi ki Rock var.. ve ben iyi ki bu müziği damarlarımda bile hissedebiliyorum..
Rammstein ın açılış şarkısını seçtim bu yazım için..
Konser ile ilgili fotoğrafları ve videoları da fırsat buldukça Depoma yükleyeceğim.. Mutlaka bakın özellikle Rammstein ınkilere:)
Benim çektiğim videolardan hayır gelmez gerçi.. ses iyi ama görüntü hep aşağı yukarı sallanıyor.. İnsan bu müziklerde sabit duramıyor ki benim suçum yok :)
İlk fotoğraf tabiiiikiii fotoşop :) Yaklaşabilmek ne mümkün Till beye..
Arkadaşa dedim ki: "biten hikayemin kahramanının kafasını kesip hiç bitmeyecek hikayemin ramstaynımın kafasını koy onun yerine".. Sağolsun o da harika bir iş çıkardı :))

Müzik…
Rock..
Benim daima içimde..
Hiç susmayacak… 


11 Haziran 2010

Çıkış Yok Sanma

.


Anita Lane - Home Is Where The Hatred Is


Özgürlüğüme az kaldı..
Çiçeklerle kapatıp gizlesen de zincirleri..
Çürüdükçe değiştirsen de kilidi..
Paslanıyor işte zamanla tüm demirler..

Beni kilitlediğin pis ve köhne yerde sanma ki gücümü tüketiyorsun..
Uyuyup dinleniyorum..
Sen dışarıda kilidinin bekçiliğinde ölürken korkudan..
Ben içeride sessizlikle iyileşiyorum..

Beni kaybetmemek için zincirlemen gerektiğine inanacak kadar zavallı yüreğinle..
Herkese çiçeklerle yeşilliklerle bezediğini beni, göstersen de..
Sen ve ben biliyoruz yıllarca bomboş bir eve beni nasıl zincirlediğini..

Uykunun zamanı bitti..
Uyanışın sancıları ruhumu güçlendirdi..

Ben iyileşirken sen daha da hastalanıyorsun..
Çürüyor Zincirler..
Görüyor musun ??
Çıkış Yok Sanma !
Çiçeklere döktüğün sular zincirlerimi çürütüyor..
Zaman artık benim lehime işliyor..
Az kaldı.. Görüyor musun ??
Dağlar, denizler beni bekliyor..
Az Kaldı..

Bu fotoğrafı yıllar önce ilk çektiğimde, hissettiklerimdi yukarıdaki satırlar..
Bağımsızlığını geri kazanma yolundaki bir kadının hislerini bir anda özetleyivermişti bu görüntü..
Şimdi artık biliyorum ki, bütün zincirler çürüyor zamanla..



BURFOT - Bursa Fotoğraf İmece Topluluğu'nun "Griye Veda Renklere Merhaba" Projesinin 11. etap sergisi Bursa Nuri Nihat Aslanoba Anadolu Lisesi'nde 29 Nisan 2010 Perşembe günü yapılan törende açılış konuşmaları ve düzenlenen kokteyl eşliğinde açıldı.
11.Etap için seçtiğim fotoğrafım da buydu işte..




Daha nice okulların renklenmesi adına, nice projelere..

5 Haziran 2010

Yol Göster Bana

.


Rammstein - Führe Mich


Sen kalbimde büyüdün.
Kanadığımda, senin canın yanar.
Kendimizi tanımalıyız.
Tek beden, iki isim.
Hiçbir şey bizi ayıramaz.
Tohumda tek ikiz.

Ağlarsan, ben iyi hissederim.
Senin korkunun eli, benim kanımı besler.



Yol göster bana.
Tut beni.
Seni hissediyorum.
Beni terk etme.
Seni terk etmeyeceğim.


Benim kalbime inşa edildin.
İki ruh, bir tene gerildi.
Ve ben konuştuğumda, sen susarsın.
Ölürsün, ben istediğimde.
Ağladığında, veririm sana.
Korkunun çocukları gözlerimden akar.
Ağladığında, veririm sana.
Korkunun çocukları gözlerimden akar.


Yol göster bana.
Tut beni.
Seni hissediyorum.
Beni terk etme.
Seni terk etmeyeceğim.


İki resim, sadece tek çerçeve.
Bir vücut ama iki isimle.
İki fitil, bir mum.
İki ruh, bir kalpte.



Yol göster bana.
Tut beni.
Seni hissediyorum.
Beni terk etme.
Seni terk etmeyeceğim.



RAMMSTEIN ın- FUHRE MICH şarkısının sözleriydi bunlar..

Bu grubun tüm şarkılarının sözleri de güzel, anlamları da güzel, ses ve müziklerinin muhteşemliğinin yanında..

Henüz bir klibi yok bu şarkının ama Rammstein'ın videolarından toplanan bazı parçalardan oluşturulmuş güzel bir klip eşlik etsin size şarkıyı dinlerken:

video


.
.